Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OSMAN TALHA POSCU
Danışman: Aydın Alan
Özet:
Ateroskleroz, özellikle elastik ve musküler arterlerde
gelişen kronik inflamatuar ve dejeneratif bir damar hastalığıdır. Bu
kardiyovasküler hastalık; endotel disfonksiyonu, lipit infiltrasyonu,
inflamatuar hücre birikimi ve bağ dokusu proliferasyonu gibi mekanizmalarla
damar duvarında plak oluşumu ve lümen daralması ile karakterizedir.
Ateroskleroz, hem veteriner hekimlikte hem de insan tıbbında önemli morbidite
ve mortalite nedenlerindendir.
Bu çalışmada, farklı arter segmentlerinin elastik lif
yoğunluğu, mikroyapısal organizasyon, ultrastrüktürel özellikler ve mineral
madde yoğunlukları gibi özellikleri detaylı olarak incelenerek ateroskleroza
yatkınlık açısından karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesi ve aynı zamanda
damar duvar kalınlığı ile mineral madde birikimi arasındaki ilişkinin ortaya
koyulması amaçlanmıştır. Ateroskleroz modeli olarak kullanılan 16 adet Yeni
Zelanda tavşanından elde edilen arter segmentleri (arcus aorta, aorta
thoracica, aorta abdominalis, arteria renalis, arteria femoralis ve arteria
carotis communis) makroskobik, histolojik, elektron mikroskobik (SEM) ve ICP-MS
analiz yöntemleriyle değerlendirilmiştir. Histolojik görüntülerde duvar
kalınlıkları ImageJ yazılımı kullanılarak ölçülmüş, mineral içerik analizleri
ise ICP-MS aracılığıyla gerçekleştirilmiştir.
Elde edilen SEM analiz verilerinde özellikle merkezi
arter segmentlerinde endotelyal bütünlükte bozulma, mikroyapısal düzensizlik ve
yüzey pürüzlülüğü gözlenmiştir. Histolojik verilerde ise aortanın özellikle
arcus bölgesinin hem intima hem de media tabakasında ciddi farklılıklar
saptanırken, periferik arterlerden olan arteria carotis communis’in yapısal
bütünlüğünü büyük oranda koruduğu ve herhangi bir aterosklerotik bulguya
rastlanmadığı görülmüştür. Arter segmentleri arasında damar duvar kalınlığı ile
kalsiyum yoğunluğu arasında istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir
korelasyon olduğu gözlenmiştir (P < 0,05). En yüksek duvar kalınlığı ve
kalsiyum yoğunluğu, arcus aorta segmentinde sırasıyla 309 µm ve 3,03 ppm olarak
ölçülürken, bunu aorta thoracica (235 µm ve 2,78 ppm) ve aorta abdominalis (154
µm ve 2,83 ppm) takip etmiştir. Periferik arterlerde (arteria renalis,
femoralis, carotis communis) bu değerler belirgin şekilde daha düşük
bulunmuştur.
Sonuç olarak, bu çalışmada damar duvar kalınlığı ile
mineral madde yoğunluğu arasında olası bir yapısal ilişki ortaya koyulmuş ve bu
bulgular SEM ile histolojik değerlendirmelerle desteklenmiştir. Dolayısıyla
vasküler yapıların çok yönlü analizleri aterosklerozun erken tanısında oldukça
önemlidir. Ayrıca hem makroskobik hem de mikroskobik düzeyde yapılacak kapsamlı
analizler ile arter segmentlerine özgü yapısal özelliklerin tanımlanması,
ateroskleroz patogenezinin anlaşılması ve erken tanı yöntemlerinin
geliştirilmesi açısından önemli bir temel bilgi sağlamaktadır.
Anahtar Kelimeler: Anjiyoloji; Ateroskleroz; Elektron Mikroskobi; Morfoloji; Tavşan.