Afganistan'da Cumhuriyet sonrası (1973-2015) din–siyaset ilişkisi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, FELSEFE VE DİN BİLİMLERİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SAYED MOBİN HASHİMİ
Danışman: Celaleddin Çelik
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Afganistan'da Cumhuriyet sonrası din-siyaset ilişkisini konu eden çalışmamız, Afganistan'ın yeni dönemi olarak bilinen 1747 sonrası özellikle (1973-2015) yılları arasında din-siyaset ilişkisinin devlet ve toplum düzeyinde nasıl geliştiğini ve bu dönemde dinin gerçekleştirdiği işlevleri tespit etmeyi amaçlamıştır. Din-siyaset ilişkisinde özellikle İslâm dünyasında çokça tartışılan konulardan biri olan İslâmcılık, sosyolojik bir perspektifle ele alınmıştır. İslâmcılığın çıkışı ve yayıldığı ülkeler ile bu toplumlarda siyasal ve kültürel İslâm'ın nasıl bir serüven izlediği ve halk üzerindeki etkisi tartışılmıştır. Cumhuriyet sonrası dönemde sağ ve sol ideolojilerin ortaya çıkması ve yayılması sürecinde dinin geçirmiş olduğu dönüşümler işlenirken İslâmcılığın Afganistan'daki tezahürü, mücadelesi ve yansımaları sosyolojik açıdan ele alınmıştır. Afganistan'ın kuruluşuyla ilgili klasik yaklaşımların aksine bazı yeni değerlendirmeler yapılmış, bu konuda tezimize özgü yaklaşımlar delilleriyle ortaya konmuştur. Afganistan ismi resmi yazılarda ilk kez 1838 yılında Ravalpindi antlaşmasında geçmiştir. Sınırları Abbdurrahman Hah döneminde belirlenen Afganistan, siyasî bağımsızlığını 1919'da Emanullah Han önderliğiyle İngilizlerden almıştır. 1747 yılından beri İslâm dini Afgan toplumu ve siyasetinde önemli ve aktif rol oynamaktadır. Dinin bu etkinliği 1919 yılına kadar aktif bir şekilde ancak zaman zaman gelenekle iç içe devam etmiştir. 1924-1929 yılları arasında siyaset ve siyasî güç, dini etkilemeye çalışmış ancak kısa bir süre sonra din tekrar eski gücüne kavuşmuştur. 1960'lı yıllarla beraber ülkede sol-sosyalist düşünce yayılmaya başlamış ve buna tepki olarak İslâmcılık ortaya çıkmıştır. 1975-1992 yılları arası sağ ve sol düşüncenin en çok çatışma geçirdiği yıllar olarak karşımıza çıkmaktadır. 1980-1986 yılları arası siyaset ve sol ideoloji dini etkilerken, 1986 sonrası din, tekrar siyaseti etkilemiş ve bunun bir sonucu olarak 1992'de İslâmcılar iktidara gelmişlerdir. İktidar sonrası dinin çatışma ve parçalama rolü fazlasıyla öne çıkmış, bu durum da İslâmcılığın pasifleşmesine sebep olmuştur. Ancak şu var ki ülkede İslâmcılık bir ideoloji olarak tamamen varlığını sürdürmeye devam etmektedir. Günümüzde din ile siyaset karşılıklı olarak birbirini etkilemeye devam etmektedir. Bu süreçte dini alanda birtakım reformlar da dile getirilmektedir. Yapılan reformlar neticesinde dinin sosyal hayattaki etkisi gizli şekilde pasifleşmekte ve ulema halk nezdinde itibar kaybetmekte ancak dini otoriteler hâlâ siyasette aktif rol oynamaktadır. Din, reformlar geçirirken bir taraftan İslâmcı aydınlar gelişmekte diğer taraftan dini eğitim almayan kimseler de İslâmcılık faaliyetine katılmaktadırlar. 2001 sonrası dönemde İslâmcılık geleneksel, siyasal, liberal, selefi ve şiddete meyilli alt gruplara ayrılarak kendini göstermekte ve tartışma konusu olmaya devam etmektedir.