IDH mutant olmayan glioblastoma'da LC3 genin ıntegrin β1/fak/SRC yolağı üzerinden otofajiye ve U87 GBM hücre hattında hücre davranışı üzerine etkisi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Tıp Fakültesi, NÖROŞİRÜRJİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2020
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖKKEŞ CELİL GÖKÇEK
Danışman: Halil Ulutabanca
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Glioblastoma (glioblastoma multiform, GBM) insanlarda en sık görülen beyin tümörüdür. Kötü prognozlu tümör olmasına rağmen moleküler patojenezi hala aydınlatılamamıştır. GBM primer (%80) ve sekonder GBM (%20) olarak iki tipe ayrılır. GBM morfolojik heterojenite içeren yüksek selülarite, nükleer atipi, artmış anjiogenez ve mitotik aktiviteye sahip tümördür. GBM tedavisinde cerrahi rezeksiyon, kemoterapi ve radyoteropatik tedavi yöntemleri kullanılsa da hastalarda sağ kalım süresi çok düşüktür. Ortalama yaşam ömrü 12-15 aydır. Bu nedenle, tanı, prognoz ve tedavi açısından GBM patogenezinin altında yatan moleküler mekanizmaların araştırılması ve bu mekanizmaları hedefleyen terapilerin uygulanması gerekmektedir. Otofaji, uzun ömürlü ve yanlış katlanmış proteinlerin yanı sıra fazla ve hasarlı organellerin, bir çift membran vezikül veya otofagosom kullanılarak uzaklaştırıldığı koruyucu bir hücresel işlemdir. Kanserde ise, otofajinin, sistemik ve aşamalı bir şekilde tümör büyümesini kolaylaştırmada veya önlemede çelişkili bir rol oynadığı bilinmektedir. Otofaji sürecinde LC3 proteini, fagoforun uzatılması ve kapanmasının gerçekleşmesinde görevlidir, bu yüzden en yaygın kullanılan otofagosom belirtecidir. LC3 otofajide kritik bir rol oynamasının yanı sıra, otofajiden bağımsız olarak bazı kanser hücrelerinin proliferasyonunda da rol aldığı gösterilmiştir. Bu özelliğinden dolayı LC3'in teröpatik bir hedef olabileceği düşünülmektedir. Ancak glioma hücrelerinde LC3'nin rolü ile ilgili çok az bilgi olup, bu proteinin kanser hücrelerinde rolünün araştırılması gerektiği önerilmektedir. Son zamanlarda, RNA müdahalesi (RNAi) GBM dahil birçok kanserin tedavisi için kullanılan yeni bir strateji olarak ortaya çıkmıştır. Sunulan tezde LC3 genini hedefleyen LC3-siRNA kullanılarak, LC3 geninin GBM hücrelerinin proliferasyon, klon oluşturma, apoptoza direnç ve migrasyon gibi agresif özellikler kazanmasında ve bu yolaklarda ana medyatör olarak görev yapan CyclınD1/Integrin β1/Src ve apoptozda rol oynayan PARP proteinlerinin ekspresyonlarına etkisi araştırılarak, LC3'ün GBM'de göz önünde bulundurulması gereken teröpatik bir hedef olup olmayacağının açığa çıkartılması ve LC3'ün bu özelliklerde olası bir rolünün olduğunun bulunması durumunda LC3-siRNA'nın teröpatik bir ajan olarak kullanılıp kullanılmayacağının gösterilmesi amaçlandı. Bu amaç için GBM hücre hattı olan U-87 MG hücreleri LC3 geninin hedefleyen iki farklı LC3 siRNA'ları ve hiçbir geni hedeflemeyen kontrol siRNA ile transfekte edildi. Transfeksiyon sonrası hücrelerin canlılığı MTS analizi, hücrelerin klon oluşturma özellikleri klonojenik analizi, hücrelerin migrasyonu yara iyileştirme analizi, CyclınD1/Integrin β1/Src ve PARP proteinlerinin ekspresyonları Western blot analizleri ile test edildi. Analiz sonuçlarımıza göre, kontrol siRNA ile transfekte edilen hücrelerle karşılaştırıldığında, iki farklı LC3 siRNA'larla transfekte edilen hücrelerde, hücre canlılığının, klon oluşumunun ve migrasyonun önemli oranda baskılandığı bulundu (p < 0.001). Ayrıca, LC3'ün siRNA aracılı baskılanmasının CyclınD1/Integrin β1/Src ve PARP içeren birçok proto-onkogenik sinyal yolağının inhibisyonuna yol açtığı bulundu. Sonuç olarak verilerimiz, in vitro ortamda LC3'ün GBM'de hücre proliferasyonu, canlılığı ve migrasyonu için gerekli olduğunu, yüksek agresiflik gösteren ve metastatik GBM hücrelerinde tümör büyümesi ve progresyonuna katkı sağladığını gösterdi. Bu sebeple otofaji geni olan LC3'ün GBM tedavisi için stratejik teröpatik hedef olma potansiyeline sahip olduğunu ve LC3-siRNA'nın teröpatik bir ajan olarak kullanılabilirliğini gösterdi.