19. yüzyıl Türk romanında annelik olgusu (1870-1900)


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANABİLİM DALI, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ZEHRA KAPLAN

Danışman: Hülya Eraydın Argunşah

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

19. Yüzyıl Türk Romanında Annelik Olgusu (1870-1900), kaynağını edebiyattan alan tarih, sosyoloji, felsefe ve psikanaliz gibi alanlardan da beslenen disiplinler arası bir çalışmadır. 1870-1900 yılları arasında yayımlanmış 46 Türk romanı üzerinden sürdürülen bu çalışmada, sosyolojik, psikanalitik, feminist eleştiri, alımlama estetiği ve hermenötik yöntemden faydalanılmış, çoğulcu (eklektik) bir yaklaşım benimsenmiştir. Çalışma, Osmanlı'da Kadınlık ve Annelik, 19. Yüzyıl Türk Romanında Annelik Olgusunun Görünümleri, Annesizlik ve İkame Anneler ve Toplumsal Öksüzlük ve Yetimlik Metaforu başlıklarını içeren dört ana bölümden oluşmuştur. Kadın, dönem romanlarına özellikle anne rolüyle dâhil edilmesine karşın erken ölmüş, cahil, zayıf, silik, yetersiz, iradesiz, tecrübesiz anne figürleriyle romanlar ciddi bir annesizlik durumunu göstermektedir. Anne için yaratılan bu bilinçli yokluğun, döneme ilişkin önemli sosyal karşılıkları vardır. Bu tez çalışması, romanların geneline hâkim olan annesizliği sosyal bir olgu olarak okumayı ve anlamlandırmayı amaçlamıştır. Siyasi otorite kaybı, dönemin romanlarına babanın kaybı metaforu ile yerleştirilirken, yok gibi kurgulanmış anneliklerle eril otoriteyi yitiren, ancak hatalar ve tavizlerle varlık gösterebilen feminenleşmiş devlet adamları simgeleştirilmiştir. Romanlarda, ailenin sorumluluklarını üstlenemeyen ve bir otorite kuramayan anne ile mutlak otoritesini kaybetmiş, asırların birikimini idare edemeyen dolayısıyla bu yönleriyle dişile yaklaşan devlet adamı eşitlemesinin kurulduğu görülmüştür. Babanın kaybıyla aile idaresinin anne denetimine geçmesi, eril boyutlarını yitiren toplumsal yapının dişilleşmesi, eril düzenin yerini dişil düzenin alması demektir. Osmanlı, aslında kendi eril kimliğiyle sorunlu olmasına karşın, ulusal endişe sembolik olarak kadın kimliği/annelik üzerinden, dolayısıyla cinsel kodlar üzerinden yansıtılmıştır. Romanlarda öğretmen rolünü üstlenmiş müşfik babalarla yeni bir babalık konumu, bekâr ve kültürel annelik ile geleneksel annenin yerine yeni bir annelik konumu önerilmiştir. Toplumsal öksüzlük ve yetimliğin giderilmesi ve devletin kurtuluşu için bu konumlar önemli teklifler olarak değerlendirilmektedir. Anahtar Kelimeler: 19. Yüzyıl Türk Romanı, Annelik Olgusu, İkame Anneler, Toplumsal Öksüzlük ve Yetimlik Metaforu, Bireyleşme