Sınıf I, sınıf II ve sınıf III maloklüzyona sahiphastalarda dil kalınlığının ultrasonografiile değerlendirilmesi


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Klinik Bilimler, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MEHMET AMUK

Danışman: Emin Murat Canger

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Dilin boyutlarının normalden büyük veya küçük olması dentoalveolar ark ve çenelerin gelişimi açısından önemli bir rol oynayabilmektedir. Bu çalışmada ultrasonografik görüntüleme yöntemiyle dil kalınlığı ölçümleri yapılarak, iskeletsel Sınıf I, Sınıf II ve Sınıf III maloklüzyonlar ile dil boyutları arasındaki ilişkinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmaya dahil edilen bireyler, genel yaş ortalaması 15,9±2,08 olan toplam 36 erkek ve 54 kadından oluşmaktadır. Dil kalınlık ölçümleri temel olarak; mylohyoid kas ile dil dorsumuna kadar olan vertikal mesafenin hesaplanması yolu ile ölçülmüştür. Ayrıca bu ölçümler sefalometrik dil uzunluğu ve dil kalınlığı ölçümleri ile karşılaştırılmıştır. Ultrasonografik dil kalınlığı ölçümlerinde sınıf I, sınıf II ve sınıf III bireyler arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,001). Dil kalınlığı en yüksek olan grup iskeletsel sınıf III maloklüzyon grubu (44,5±2,35 mm) iken (p<0.05) en düşük dil kalınlığı iskeletsel sınıf II maloklüzyona sahip bireylerde (40,56±2,31 mm) belirlenmiştir (p<0,05). İskeletsel Sınıf I, sınıf II ve sınıf III maloklüzyonlu bireylerin sefalometrik radyografları üzerinde ölçülen dil uzunluğu (p<0.001) ve dil kalınlığı (p<0,022) değerleri karşılaştırmasında gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu görülmüştür. Sefalometrik dil uzunluğu ölçümü 3 grupta da ultrasonografik dil kalınlığı ölçümü ile anlamlı düzeyde pozitif korelasyon sergilerken (p<0,01), sefalometrik dil kalınlığı ölçümü sadece sınıf I bireylerde ultrasonografik ölçümle uyum göstermiştir (p<0,05). Ultrasonografi, dil kalınlığı değerlendirmesinde yüksek tekrarlanabilirliğe sahip olması nedeniyle güvenilir bir ölçüm yöntemi olarak değerlendirilmiştir. İskeletsel sınıf III maloklüzyonlu bireylerin dil boyutları iskeletsel sınıf I bireylere göre anlamlı olarak yüksek; iskeletsel sınıf II bireylerin dil boyutları ise sınıf I bireylerden anlamlı olarak düşüktür.