Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GÜLNUR YAVUZER
Danışman: Mehmet Seyda Ozan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:20. yüzyılın başından itibaren Avrupa'da yaşanan büyük savaşlar kıtanın savunma ve güvenlik yapılanmalarında köklü dönüşümleri beraberinde getirmiştir. Her iki ihtiyacın da karşılanması düzenli orduların kurulumunu beraberinde getirmiştir. Bu çalışma II. Dünya Savaşı'nın sonrasında ortaya çıkmış bütünleşik bir Avrupa oluşturma fikrini ve zaman içerisinde sağlanan ekonomik ve siyasal entegrasyonu savunma alanında da uygulayabilmek için yürütülen çalışmaları incelemektedir. Bu doğrultuda Avrupa Birliği ve NATO gibi küresel kuruluşların tarihsel sürecini ve gelecekte bir Avrupa Birliği Ordusu kurma amacıyla gerçekleştirilen girişimleri açıklayabilmek adına literatür incelemesi gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında Avrupa'nın savunma ve güvenlik politikalarının oluşumunda etkili olan Soğuk Savaş sürecinin, 1991'de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin (SSCB) dağılımı sonrasında güçlenen iş birliklerinin, Birleşik Krallık'ı Avrupa Birliği üyeliğinden çıkaran Brexit'in, küresel çaplı etkileri beraberinde getiren COVID-19'un ve Rusya-Ukrayna Savaşı'nın ortak güvenlik anlayışında meydana getirdiği değişimler değerlendirilecektir. Savaştan büyük bir yıkımla ayrılan Avrupa ülkeleri birlikte hareket etmenin daha etkili bir yöntem olduğuna karar verdikten sonra hükümetlerarası topluluklar aracılığıyla çalışmalar yürütmeyi tercih etmeye başlamıştır. Ekonomik ve siyasal birliğin sağlanması ve Soğuk Savaş baskısının ortadan kalkması ABD'ye bağımlı olunan savunma ihtiyacının bağımsızlaştırılması düşüncesini yaygınlaştırmıştır. Bu doğrultuda başta Fransa olmak üzere üye devletler tarafından desteklenmeye başlanan bağımsız bir Avrupa güvenlik politikasının temelini oluşturan ve gelişimine katkı sağlayan unsurlar analiz edilerek özgün bir bakış açısıyla sunulacaktır. Avrupa Birliği içerisinde ulusal ve uluslararası menfaatleri aynı anda koruyarak caydırıcı bir bölgesel güç olmaya çalışmanın ortak kararlar almayı zorlaştırması ekonomik ve siyasi bütünleşmeyi zedelediği gibi askeri entegrasyonu da zorlaştırmaktadır. Entegrasyon sürecinin yavaş ve kırılgan şekilde ilerlemesi özerk askeri yapılanmanın oluşumunu güçleştirerek NATO merkezli savunma anlayışı ile arasındaki çelişkiyi kuvvetlendirmektedir. Ayrıca farklı askeri harcama bütçelerine sahip üye ülkelerin ciddi görüş ayrılıklarına sahip olması da süreci karmaşık hale getirmektedir. Avrupa Birliği'nin oluşturmayı planladığı sayıca az askeri kuvvetin sahip olduğu yaklaşık 450 milyon nüfusun güvenliğini sağlamada yetersiz kalacağı açıktır. Bu bulgular askeri entegrasyon sürecinin hem yapısal sınırlılıklar hem de siyasi irade eksikliği sebebiyle büyük ölçüde kısıtlandığını göstermektedir.