Triple negatif meme kanserinde çoklu ilaç direncinde rol alan mirna ve hedeflediği genlerin terapötik etkisinin araştırılması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Dahili Tıp Bil., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SERCAN KENANOĞLU

Danışman: Munis Dündar

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Triple Negatif Meme Kanseri (TNMK), tüm meme kanserleri arasında %12-17'lik bir paya sahiptir ve diğer tip meme kanserlerinin aksine hormon reseptörlerinin ekspresyonunun olmamasıyla karakterizedir. Yüksek proliferasyon indeksine sahip olması mevcut tedavilerden alınan yanıttaki etkinliği düşürerek çoklu ilaç direncinin gelişmesine ve hastalığın prognozunun zayıflayarak agresif bir seyir kazanmasına neden olmaktadır. Çoklu ilaç direncinin gelişmesinde primer rol oynayan genlerden ABCB1, ABCC1, ABCG2 ve ABCC9 genlerinin ve bu genleri hedefleyen miRNA'lardan miR-466, miR-4539, miR-659-3p, miR-3123, miR-3133 ve miR-655-3p'nin RT-qPCR yöntemi (2-ΔΔCt) ile ekspresyon düzeylerinin belirlenmesinin amaçlandığı bu çalışmada; tümör dokularındaki ABCB1 (p=0,433), ABCC1 (p<0,05) ve ABCG2 (p<0,05) ekspresyon düzeylerinin kontrol grubuna göre arttığı görülmekle birlikte, ABCC9 (p=0,587) geninin ekspresyon düzeylerinde ise belirgin bir fark görülmemiştir. miR-466 (p=0,802), miR-4539 (p=0,732), miR-659-3p (p=0,807) ve miR-3123 (p=0,980)'ün ekspresyon düzeylerinin tümör dokularında kontrol grubuna göre arttığı, miR-3133 (p<0,05) ve miR-655-3p (p=0,190)'nin ise azaldığı görülmüştür. 61 TNMK hastasının dahil edildiği çalışmada hastaların klinik parametrelerinin sağ kalımları üzerine olan etkileri değerlendirildiğinde, bu parametreler arasında tümör boyutu, evre ve neoadjuvan tedavi alıp almama durumunun PFS ve OS üzerinde anlamlı bir etki yaratığı, ikili grup karşılaştırmalarında ise metastatik olmayan hastalar ile uzak organlardan herhangi birinde metastaz olanlar arasında hem PFS hem de OS arasında anlamlı bir fark olduğu tespit edilmiştir. Kemoterapötik ilaçların bu çalışmada sağ kalım üzerine herhangi bir etkisi olmadığı görülmüştür. Potansiyel terapötik hedef olabileceğini düşündüğümüz miRNA'ların ortalama sağ kalım sürelerine olan etkisinin incelenmesinde, miR-3133 ekspresyon düzeyi yüksek olan hastalarda düşük eksprese olanlara göre daha kısa PFS ve OS süresi gözlenirken, miR-655-3p ekspresyon düzeyi düşük olan hastalarda yüksek eksprese olan hastalara göre daha uzun PFS ve OS süresi gözlenmiştir. Sonuç olarak, ilgili miRNA'ların hastaların gen ve miRNA ekspresyon düzeylerine göre ilaç yanıtının öngörülmesinde prediktif bir biyobelirteç olarak kullanılabileceği ve miRNA-hedefli alternatif gen tedavi stratejilerinin geliştirilmesi mümkün olabilecektir.