Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Eserlerinde Halk Bilimi Unsurları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, --, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2005
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: Erol Aksoy
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Hülya Argunşah
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Halk biliminin masal, halk hikâyesi, efsane, seyirlik oyunlar, el sanatları, halk mutfağıgibi alt dalları, bir milletin yazılı ve sözlü kültürünü, dolayısıyla millû kültürü meydanagetirir. Millû kültür, bir milletin geçmişini geleceğine bağlayan ve onu yaşatan enönemli unsurdur.Bir milletin fertleri, kendi kültürünün içinde doğar, büyür ve hayatını o kültürünkurallarıyla düzenler. Dolayısıyla insan, ister istemez yaşadığı kültür ile hemhâlolacaktır.Yeni Türk Edebiyatının önemli simalarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar da herkesgibi yaşadığı toplumun kültürüyle iç içe bulunmuş, dolayısıyla eserlerinde halkbiliminin birçok unsurunu kullanmıştır.Tanpınar, yaşadığı dönemin sosyal meselelerini ele almış, romanlarında, deneme vemakalelerinde bu hususlar üzerinde önemle durmuştur. Onun üzerinde düşündüğümeselelerin başında Türk toplumunda Tanzimat'la başlayan yenileşme hareketlerigelmektedir. Yazara göre son yetmiş yıldan beri Türk Edebiyatı kendi mazisindekikaynaklarından ayrılmış, Avrupalı bir görünüşün peşinde koşmuştur. Bu da tabii olarakmillû ruhta bir ikiliğe neden olmuştur. Türk Edebiyatı, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde ortayaatılan görüşlere göre de yenileştirilmeye çalışılmıştır. Tanpınar'a göre ise yönünüAvrupa'ya döndürüp ruhunu bir ikiliğe saplayan Türk Edebiyatı'nı yenileştirmek birşarta bağlıdır: Kendimize dönmek. Yazar için edebiyatımızın ve milletimizin bekasıgeçmişimizden gelen ve kültürel değerlerimizle oluşan bir devam zincirinin hiçkopmadan gelecek kuşaklara aktarılmasına bağlıdır. Böylece kültürel özelliklerinikoruyan Türk milleti ilelebet yaşayacaktır. Tanpınar, nasıl ki okun hedefe varması içinbir hareket noktası lazımsa, millû hayatta da birtakım büyük başlangıçlardan hareketetmek gereklidir, diye düşünür. Bu nedenle ona göre Anadolu'nun ve ondan öncekiTürk tarihinin anahtarı masallarda, halk hikâyelerinde, ninnilerde ve destanlardadır.Çünkü bu destanlar, halk hikâyeleri, ninniler, masallar Türk milletinin samimiyetleyaşadığı bir hayatın mahsulüdür ve millete ait birçok gerçeği içinde barındırmaktadır.Türk milleti onlara yaklaştıkça kendisini daha iyi tanıma fırsatını bulacaktır. Onlarıtanıyarak büyük ana fikirlerini meydana çıkarmak, nesilden nesile nakledilen ve böylecebir devamlılığı sağlayan davalarını öğrenmek, bu topraklarda yaşamış nesillerinmacerasını öğrenmek demektir. Bunun yanında bu davalar bugünün davaları da olabilirve onlar günümüzün gerçekleriyle birleştirilebilir. Aydın ve düşünürlerimiz halkın içinegirerek, diline dikkat ederek, atasözlerini, deyişlerini, masallarını, fıkralarını,efsanelerini, inançlarını öğrenerek, şiirini, müziğini dinleyerek, giyimindeki vemimarisindeki güzellikleri tadarak, Dede Korkut'u, Karagöz'ü, Yunus Emre'yi,Nasrettin Hocayı tanıyarak halka doğru gidebilir ve ancak o zaman Türk kültürü iledolup millûleşebilirler. Bu bir öze dönüş hareketidir. Bu hareket başarıya ulaştıkçakimlikte devamlılık sağlanacak ve böylece nesiller arasındaki bağlar kopmayacaktır.