John Locke’da Rıza ve Siyasal Otorite


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: FERHAT KUTLUAY

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Ahmet Kamil CİHAN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

John Locke, insanların rızası ile siyasal otoritenin birleşebileceğini ve bu otoritenin de insanların bireysel haklarını (eşitlik, özgürlük ve özel mülkiyet) güvence altına alarak tarih boyunca süregelen bu çatışmaların son bulabileceğini söylemektedir. Hâlbuki insanların doğuştan sahip oldukları bireysel haklarını güvenlik karşılığında siyasal otoriteye devretmeleri, bu otoritenin bulunmadığı doğa durumunda fazlasıyla sahip olunan hakların kısıtlanacağı anlamına geleceği için, insanlar siyasal otoritenin kurulmasına rıza göstermemeleri akla daha yatkındır. İnsanların siyasal otoritenin kurulmasına rıza göstermemelerinin diğer bir nedeni de siyasal otoritenin olumsuz doğasından kaynaklanır. Çünkü siyasal otorite, meşru ya da değil, itaati sağlamaya yönelik sahip olunan büyük bir güçtür. Dolayısıyla siyasal otoritenin her bireyin tek tek toplamından daha büyük olması; her türlü baskı, tehdit ve zor kullanma gibi araçları elinde bulundurması, insanların yaşamları üzerinde hükmetme ve istediğinde bireylerin yaşamlarını tehlikeye atacak hatta yaşamlarına son verebilecek bir güce sahip olmasından dolayı, John Locke'un fikirlerinin aksine, insanların böyle bir yapının kurulmasına ortak rıza göstereceklerini söylemek oldukça zordur. Bu bağlamda insanların rızasının siyasal otoriteyle birleşmesinin zor olmasından dolayı, siyasal otoritenin bireysel hakları güvence altına alması gibi bir şey de söz konusu olamaz. Bu nedenle Locke'un yönetim anlayışının, insanlar ile siyasal otorite arasında vuku bulan çatışmaları aza indirebileceğini söylemek mümkün olsa da, bu çatışmaları tümüyle ortadan kaldırabileceğini söylemek doğru görünmemektedir.