Psödoefedrinin fetal korti organ gelişimine olası etkisi


bilgici P., BALCIOĞLU E., yiğit h., YAY A. H. , ÖNDER G. Ö. , UNUR E.

II.Uluslararası Gevher Nesibe Sağlık Bilimleri Kongresi, Ankara, Türkiye, 30 Kasım - 02 Aralık 2018, ss.75-80

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Ankara
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.75-80

Özet

Psödoefedrin (PSE), fenil-etil-amin ve amfetamin ailesine mensup, sempatomimetik ve psikostimulant bir ilaçtır. Soğuk algınlığı ve alerjide gözlenen, burun tıkanıklığı, ödem ve hiperemili doku gibi rahatsızlıkların tedavisinde kullanılmasının yanı sıra sinüs salgılarının drenajını ve tıkanmış östaki borusunun açılmasını da sağlar. Her 6 kadından biri hamilelik süresince farklı dozlarda PSE' ye maruz kalmaktadır. Genellikle tavsiye edilen dozda (30-120 mg/gün) alınması güvenli ve etkili olarak düşünülmektedir. Ancak yetişkinlerde vazokonstrüksiyon ve artmış kan basıncına sebep olsa da, bunun erken fetal dönemde ne gibi etkileri olduğu net olarak bilinmemektedir. Literatürden elde edilen
bilgiler doğrultusunda PSE maruziyetinin embriyonel 21. günde korti organ gelişimi üzerindeki etkisinin histopatolojik ve immünohistokimyasal yöntemlerle belirlenmesi amaçlanmıştır.

Sprague-Dawley cinsi 25 adet gebe sıçan 5 gruba (kontrol, 25mg/kg/gün PSE, 50mg/kg/gün PSE, 100mg/kg/gün PSE, 200mg/kg/gün PSE) ayrıldı. Deney gruplarına hamileliğin 9. gününden itibaren 11 gün boyunca oral yolla PSE uygulamasına maruz bırakıldı. Gebeliğin 21. gününde hayvanlar anestezi altında sakrifiye edilerek embriyoların kohleaları alınarak %4’lük formaldehit solüsyonunda 24 saat tespit edildi. Rutin histolojik doku hazırlama basamaklarından geçirilerek bloklandı ve 5 μm
kalınlığında kesitler alınarak genel yapıyı gözlemlemek için Hematoksilen-Eozin ve Masson’s Trikrom, Apopitotik hücre sayımını yapmak için ise TUNEL yöntemi uygulanarak ışık mikroskobunda incelendi.
Işık mikroskobik bulgulara göre;hem kontrol hem de deney gruplarında kohlear kanalın 2,5tur oluşturduğu ve yalancı çok katlı prizmatik epitel hücreleriyle çevrelendiği gözlendi. Aynı zamanda yalancı çok katlı epitel hücrelerinin postnatal dönemdeki mekanosensör saçlı hücreler ve duyusal olmayan destekleyici hücrelere yerleşim olarak karşılık geldiği tespit edildi. Elde edilen bulgulara ilaveten deney gruplarında doz artışına bağlı olarak yalancı çok katlı prizmatik epitel hücrelerinde düzensizlikler ve hücre dökülmeleri mevcuttu. TUNEL yöntemi uygulanarak boyanan kontrol ve deney grubu kesitlerinde apopitotik çekirdeğe sahip hücreye rastlanmadı.

Sonuç olarak; Korti organ oluşumu karmaşık bir yapı sergilediğinden bu gelişime izin veren moleküler mekanizmaların anlaşılabilmesi için farklı embriyonel ve postnatal dönemlere ait yapılacak araştırmaların alana katkı sağlayacağı kanısındayız