Institutions of Family and Marriage as Social Vices in Major Works of Oğuz Atay*


SÜMBÜL Y.

Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, cilt.9, ss.945-952, 2014 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 9 Konu: 9
  • Basım Tarihi: 2014
  • Dergi Adı: Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
  • Sayfa Sayıları: ss.945-952

Özet

Oğuz Atay Türkçe’yi kullanmadaki ustalığı ve 20. yüzyılın ikinci yarısındaki okurlara oldukça yabancı olan tekniğiyle kendisini modernist ve post modernist Türk edebiyatının öncüleri arasına koymayı başarmıştır. Batı edebiyatının ünlü modernist yazarlarından James Joyce, Marcel Proust, Vladimir Nabokov ve Fyodor Dostoyevski gibi isimlerden oldukça etkilenmiş olan Oğuz Atay eserlerinde çağdaş Türk aydınlarının arada kalmışlık, hiçlik gibi duygularıyla varoluşsal anlam arayışlarını ve bu sürecin sonucundaki toplumdan soyutlanmalarını, başka bir deyişle tutunamamalarını zamanının kaotik sosyal ve politik atmosferi ışığında yansıtmaktadır. Oğuz Atay’ın aydınları genellikle geleneksel sosyal ve politik kurumlara ve halkın uluslarının geri kalmışlığına karşı gözlerini kapatmış olmasına karşı büyük bir sorumluluk ve suçluluk duygusuyla baş kaldırmaktadır.
Atay’ın eleştirdiği sosyal oluşumlar arasında geleneksel aile ve evlilik gibi müesseseler en başlarda gelmektedir. Ona göre bu sosyal zorunluluklar aydın bireyin, -ki bu aydın birey yazarın metinlerinde her zaman bir erkektir- omzunda bir yüktür ve bu yük onun ulusun kurtarıcısı olarak sahip olduğu yetenekleri ve potansiyellerini köreltmektedir. Bu bağlamda, Atay’ın aydın karakterleri ‘tutunamama’ erdemine ulaşabilmek için ilk olarak kendilerini aileleri ve evlilikleri ile ilgili yükümlülüklerden soyutlamak zorundadır. Yazarın başlıca eserlerinde de görüleceği gibi, her aydın karakter daha büyük hedeflere ulaşabilmek için ilk başta bu gibi sosyal müesseselere savaş ilan etmiştir.
Oğuz Atay has managed to place himself among the forerunners of modernist and post-modernist Turkish novel with his mastery of Turkish language and groundbreaking style which was unfamiliar to the Turkish readership in the second half of the 20th century. Highly influenced by such Western modernist authors as Joyce, Proust, Nabokov and Dostoevsky, Atay reflects the experiences of contemporary Turkish intellectuals such as ‘nothingness’, inbetweenness, search for the meaning of existence and disconnectedness from society in the chaotic social and political atmosphere of his time. Atay’s intellectuals revolt against traditional social and political institutions and their people’s blindness to their nation’s underdevelopment in the global sense with feelings of responsibility and guilt.
Among the social institutions Atay criticizes, traditional institutions of family and marriage come to the fore. Atay views these social obligations as burdens on the intellectual men’s shoulders which blunt their potentials as the saviours of the nation. In this respect, Atay’s intellectual characters have to isolate themselves from familial and marital concerns to achieve the virtue of ‘disconnectedness’. In Atay’s major works, it is clearly seen that each intellectual character declares an open war against their families for the sake of achieving greater goals.