Güneydoğu Anadolu’da İkinci Basamak Bir Hastanede Brusellozlu Hastaların Klinik/Laboratuvar Bulguları ve Tedavi Özelliklerinin Değerlendirilmesi


DEMİRASLAN H., Aksöz S., METAN G. , DOĞANAY M.

FLORA İNFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ DERGİSİ, vol.14, no.4, pp.152-159, 2011 (Other Refereed National Journals)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 14 Issue: 4
  • Publication Date: 2011
  • Title of Journal : FLORA İNFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ DERGİSİ
  • Page Numbers: pp.152-159

Abstract

Introduction: Brucellosis is one of the most prevalent zoonotic diseases worldwide. It is a common disease also in Turkey, and is especially hyperendemic in the Eastern region. Materials and Methods: In this retrospective study, the clinical/laboratory findings and therapeutic features of 213 patients with brucellosis who were followed up in Adiyaman State Hospital Infectious Diseases Department between September 2008 and January 2010 were evaluated. Results: The average age was 36.5 years, and 58.2% of the patients were female. The rates of acute, subacute and chronic brucellosis among the patients were 77%, 20.7% and 0.9%, respectively. The most common route of transmission was consumption of cheese produced from unpasteurized milk, at a rate of 94.4%. The main symptoms were arthralgia (78.4%), fever (60.6%), chills (58.2%), lumbalgia (57.3%), and night sweats (55.4%). The most common clinical findings were splenomegaly (15.0%), fever (14.6%) and hepatomegaly (5.2%). The alanine aminotransferase levels of 67 (31.5%) patients were higher than normal. Complications of brucellosis were detected in 57.2% of the patients, and osteoarticular complications were the most common (31.9%). Other complications were hepatitis (31.5%), sacroiliitis (20.1%), monoarthritis (5.6%), orchitis (1.9%), and meningitis (0.9%). Brucella agglutination test was less than 1/160 dilution in 8.5% of the patients. Brucella spp. were isolated in 39 (84.8%) of 46 patients for whom blood cultures were obtained. Anemia, leukopenia and thrombocytopenia were detected in 18.8%, 11.7% and 8.5% of the patients, respectively. The erythrocyte sedimentation rate was higher than 20 mm/hour in 38% of the patients, and the C-reactive protein positivity rate was 66.2%. Sixty-eight percent of the patients were treated with a combination of doxycycline and rifampicin, 24.4% with doxycycline and streptomycin, and 4.7% with rifampicin and trimethoprim-sulfamethoxazole. A weak-positive correlation (0.231) was detected between the duration of treatment and age (p= 0.001). Two patients with meningitis were treated with doxycycline, rifampicin and ceftriaxone. Relapse was observed in 3 (1.4%) of the patients. Conclusion: In endemic areas, brucellosis should be considered in differential diagnosis of the patients. In seronegative patients clinically compatible with brucellosis, obtaining blood cultures may be helpful in the diagnosis of brucellosis.
Giriş: Bruselloz dünya çapında en yaygın görülen zoonotik hastalıklardan biridir. Bruselloz ülkemizde sık görülmekle birlikte özellikle doğu bölgelerinde hiperendemiktir. Materyal ve Metod: Bu çalışmada Eylül 2008-Ocak 2010 tarihleri arasında Adıyaman Devlet Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Polikliniğinde izlenen 213 brusellozlu hastanın klinik, laboratuvar bulguları ve tedavi özellikleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 36.5 yıldı, %58.2’si kadınlardan oluşmaktaydı. Hastalarda akut, subakut ve kronik bruselloz oranları sırasıyla %77, %20.7 ve %0.9 idi. En sık bulaş yolu pastörize edilmemiş sütten yapılan peynir tüketimi olarak belirlendi (%94.4). Başvuruda saptanan başlıca belirtiler artralji (%78.4), ateş (%60.6), üşüme-titreme (%58.2), bel ağrısı (%57.3) ve gece terlemesi (%55.4) olarak sıralanıyordu. En sık karşılaşılan klinik bulgular splenomegali (%15), ateş (%14.6) ve hepatomegali (%5.2) idi. Altmış yedi (%31.5) hastada ALT düzeyi normalin (> 40 U/L) üzerindeydi. Hastaların %57.2’sinde bruselloza bağlı komplikasyon saptandı ve en sık osteoartiküler komplikasyonlar görüldü (%31.9). Hepatit (%31.5), sakroileit (%20.1), monoartrit (%5.6), orşit (%1.9) ve menenjit (%0.9) rastlanan diğer komplikasyonlardı. Brusella aglütinasyon testi hastaların %8.5’inde 1/160 sulandırmanın altındaydı. Pozitif kan kültürü, kültür için kanı alınan 46 hastanın 39 (%84.8)’unda saptandı. Hematolojik bulgular anemi (%18.8), lökopeni (%11.7), trombositopeni (%8.5) olarak sıralanmaktaydı. Eritrosit sedimentasyon hızı hastaların %38’inde 20 mm/saat’in üzerinde saptanırken, C-reaktif protein pozitifliği (> 6 mg/dL) %66.2 oranındaydı. Hastaların %68’i doksisiklin-rifampisin, %24.4’ü doksisiklin-streptomisin ve %4.7’si rifampisin-trimetoprim-sülfametoksazol tedavisi aldı. Hasta yaşı ile tedavi süresi arasında zayıf bir korelasyon (0.231) saptandı (p= 0.001). Menenjitli iki hasta doksisiklin, rifampisin ve seftriakson tedavisi aldı. Tüm hastaların %1.4’ünde relaps gözlendi. Sonuç: Endemik bölgelerde klinik olarak uyumlu olgularda bruselloz akılda tutulmalıdır. Klinik olarak brusellozla uyumlu seronegatif olgularda kan kültürü alınması tanıya yardımcı olabilir.