Meme Kanserli Hastalarda Ameliyat Sonrası Bulantı Kusma Risk Faktörleri ve Önleme Girişimleri


Maraş G. , Ceyhan Ö.

Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi, vol.6, no.1, pp.32-40, 2021 (National Refreed University Journal)

  • Publication Type: Article / Review
  • Volume: 6 Issue: 1
  • Publication Date: 2021
  • Doi Number: 10.51754/cusbed.738494
  • Title of Journal : Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Dergisi
  • Page Numbers: pp.32-40

Abstract

Kadınlar arasında tanı konulan her dört kanser türünden biri meme kanseridir. Tedavisinde kemoterapi, radyoterapi, hormonoterapi ve cerrahi tedaviler yer almaktadır. Kanserli hastalarda hem hastalığın doğal seyrine hem cerrahiye hem de antineoplastik tedavilere bağlı olarak görülen postoperatif bulantı ve kusma (POBK), özellikle kanser cerrahisi geçiren kadınlar için cerrahi sonrası en sık karşılaşılan ve en rahatsız edici komplikasyonlardan biridir. Meme kanseri cerrahisi sonrası bulantı kusma insidansı %40-70 gibi oranlarda bildirilmiştir. POBK risk faktörlerinin değerlendirilmesinde bazı modeller kullanılmaktadır. Bunlardan biri Apfel ve ark., tarafından geliştirilen 4 bağımsız risk faktörü skorlamasıdır. Bu skorlamaya göre risk faktörleri; kadın cinsiyet, sigara içmeme, ameliyat sonrası bulantı kusma veya taşıt tutma öyküsü ve postoperatif opioid kullanımıdır. Bulantı ve kusma ameliyat sonrası hastaların yaşamak istemedikleri problemler arasında yer almakta ve hasta üzerine birçok olumsuz etkileri bulunmaktadır. Ameliyat sonrası bulantı ve kusmanın; aspirasyon riski, yara açılması riski, dehidratasyon, sıvı elektrolit dengesizlikleri, hastanede kalış süresinin uzaması, taburculuk sonrası tekrar hastaneye yatma gibi ciddi olumsuz etkileri bulunmaktadır. Bu nedenlerden dolayı, POBK'yı mümkün olduğunca etkili bir şekilde önlemek ve tedavi etmek önemlidir. Bunu başarmak için öncelikle hastanın POBK risk faktörlerini belirlemek, POBK'yı önlemede etkili farmokolojik ve farmakolojik olmayan önlemleri almak ve POBK'nın yönetiminde sistematik ve kanıta dayalı yaklaşımların yürütülmesi gerekmektedir.