Kesimhane Koşullarında Hayvan Refahının, Resmi Uygulamaların ve Güncel Çalışmaların Değerlendirilmesi


Parmaksız D., Metin Kıyıcı J.

19. Ulusal Zootekni Öğrenci Kongresi, Niğde, Türkiye, 13 - 15 Mayıs 2026, ss.494, (Özet Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Özet Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Niğde
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.494
  • Erciyes Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

Hayvan refahı; hayvanların fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarının karşılanması, acı, stres ve korkudan uzak bir yaşam

sürdürmeleri olarak tanımlanmakta olup, son yıllarda modern hayvansal üretimin titizlikle ele alınan önemli bir

unsuru haline gelmiştir. İnsanların günlük hayvansal protein ihtiyacının karşılanmasında kırmızı et önemli bir yer

tutmaktadır. Kırmızı et üretimi genel olarak sığır, koyun ve keçi gibi türlerden elde edilmekle birlikte, özellikle

sığır eti dünya genelinde en yüksek üretim ve tüketim oranına sahip kırmızı et türüdür. Birleşmiş Milletler Gıda

ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre sığır eti, küresel kırmızı et üretiminin önemli bir kısmını oluşturmakta ve

birçok ülkede temel protein kaynaklarından biri olarak kabul edilmektedir. Özellikle Amerika, Brezilya ve Çin,

sığır eti üretimi ve tüketiminde öne çıkan ülkelerdir. Et üretiminde sığırın temel alınmasının nedeni, hem küresel

üretim hacmi hem de ekonomik değeri açısından önemli bir yere sahip olmasıdır. Nitekim yıllık kesim sayıları

incelendiğinde, dünyada yaklaşık 450–500 milyon baş, Avrupa’da 25–30 milyon baş ve Türkiye’de 3–5 milyon

baş sığır kesimi gerçekleştirildiği görülmektedir. Hayvan refahı açısından da sığırlar sıklıkla referans alınan bir

türdür. Büyük vücut yapıları ve kesim sürecinde maruz kaldıkları stres faktörleri nedeniyle refah

değerlendirmelerinde önemli bir model oluşturmaktadırlar. Kesim öncesi taşıma, bekletme ve sersemletme

uygulamalarının sığırlar üzerindeki etkileri, diğer türlere kıyasla daha belirgin şekilde gözlemlenebilmektedir. Bu

nedenle kesimhanelerde hayvan refahına yönelik düzenlemeler ve uygulamalar çoğunlukla sığırlar üzerinden

şekillendirilmektedir. Türkiye açısından değerlendirildiğinde de benzer bir durum söz konusudur. Türkiye

İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre üretilen kırmızı etin büyük bir kısmı sığırdan elde edilmektedir. Bu

durum, ulusal düzeyde yürütülen çalışmaların, politika geliştirme süreçlerinin ve mevzuat düzenlemelerinin

ağırlıklı olarak sığır yetiştiriciliği ve kesimi üzerine odaklanmasına neden olmaktadır. Kesim öncesi dönem,

hayvanların yaşamlarındaki en yoğun stres evresidir. Bu süreçte uygunsuz taşıma sonucu oluşan yaralanma ve

ölümler, kayma ve düşmeye bağlı travmalar, hatalı sersemletme uygulamaları, diğer hayvanların görülmesine bağlı

korku ve panik, stres kaynaklı et kalitesi düşüşü ve eğitimsiz personelin neden olduğu refah ihlalleri başlıca

sorunlar arasında yer almaktadır. Özellikle sığırlarda kesim sürecinde refahın sağlanması, hem hayvanların

korunması hem de kaliteli ve güvenli gıda üretimi açısından büyük önem taşımaktadır. Hayvan refahının

korunması yalnızca etik ve bilimsel bir gereklilik değil, aynı zamanda ulusal ve uluslararası mevzuatla güvence

altına alınmış bir yükümlülüktür. Avrupa Birliği’nde kesim sırasında hayvanların korunmasına ilişkin temel

düzenleme, 1099/2009/EC sayılı Konsey Tüzüğü’dür. Türkiye’de ise hayvan refahına ilişkin düzenlemeler, 5199

sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu kapsamda hazırlanan

“Hayvanların Kesimi Sırasında Korunması Hakkında Yönetmelik”, AB mevzuatına uyum sürecinin bir parçası

olarak kesimhanelerde uygulanması gereken teknik ve idari şartları belirlemektedir. Bu çalışma; kesimhanelerde

kesim öncesi ve kesim sürecinde uygulanan taşıma, bekletme, yönlendirme ve sersemletme işlemlerinin hayvan

refahı üzerindeki etkilerini değerlendirmeyi, dünya, Avrupa ve Türkiye’deki resmi prosedürleri ortaya koymayı

ve konuya ilişkin bilimsel literatürü inceleyerek mevcut durumu güncellemeyi amaçlamaktadır.