İki Farklı Hidrojen Peroksit Sterilizatörünün Nem Algılama Eşiklerinin Değerlendirilmesi


Ertürk Melez M., Altop S. Ö., Sağıroğlu P., Altakhan M., Atalay M. A.

15. Uluslararası Katılımlı Sterilizasyon Dezenfeksiyon Kongresi, Muğla, Türkiye, 10 - 14 Aralık 2025, ss.74-75, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Muğla
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.74-75
  • Erciyes Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

GİRİŞ-AMAÇ

Düşük sıcaklıklı hidrojen peroksit (H2 02 ) gaz plazma sterilizasyonu, ısıya ve neme duyarlı tıbbi aletlerin yeniden işlenmesinde sık kullanılan bir yöntemdir. Bu teknolojinin başarısı, sterilizasyon ajanı olan H2 02 gazının steril edilecek malzemelerin tüm yüzeylerine etkin bir şekilde nüfuz etmesine bağlıdır. Ancak, sterilizasyon yükü içerisinde bulunan aşırı nem; H2 02 gazının konsantrasyonunu seyreltebilir, homojen dağılımını engelleyebilir, vakum altında donarak sterilizasyon ajanının lümenli aletlerin iç yüzeylerine ulaşmasını önleyebilir ve mikroorganizmalar için uygun bir ortam yaratarak sterilizasyonun başarısız olmasına neden olabilir. Bu nedenle, modern H2 02 sterilizatörleri, döngüyü başlatmadan önce veya döngü sırasında nem seviyelerini tespit eden ve kritik bir eşiği aştığında kullanıcıyı uyaran sensörlerle donatılmıştır. Bu çalışmanın amacı, piyasada bulunan iki farklı H2 02 sterilizatörünün nem algılama eşiklerini deneysel olarak belirlemek ve karşılaştırmaktır.

GEREÇ-YÖNTEM

Çalışmada, Sterrad 100S (Advanced Sterilization Products; ABD) ve LK/MJG-150 (Laoken, Low Temperature and Examination Center, State Food and Drug Administration; Çin) olmak üzere iki farklı düşük sıcaklıklı hidrojen peroksit sterilizatörü kullanılmıştır. 2,8 mm iç çapa ve 280 cm uzunluğa sahip şeffaf bir poliüretan kateter içerisine, belirli hacimlerde distile su enjekte edilerek standart yük içerisinde nem kaynağı oluşturulmuştur. Test prosedürü:

• Her bir cihaz için standart, benzer bir sterilizasyon yükü hazırlanmış ve katater sterilizatör kazanı içerisinde her testte aynı yere konulmuştur.

• Kateterin içine enjektör yardımıyla belirli hacimde (örneğin, 1 cc’den itibaren 0,1’er cc artan hacimlerde) distile su enjekte edilmiştir.

• Cihazın, içerideki nemi algılayıp “nemli yük” veya benzeri bir alarm vererek döngüyü iptal ettiği minimum distile su hacmi kaydedilmiştir.

• Her bir test, sonuçların tutarlılığını doğrulamak amacıyla üç kez tekrarlanmıştır. 

BULGULAR

• Sterrad 100S: Test yükü içerisinde 2 cc’yi aşan (test edilen en düşük değer 2,1 cc) nem (distile su) varlığında döngüyü başlatmamış, nem alarmı vermiştir. 2 cc ve altındaki nem miktarları cihaz tarafından tolere edilmiş, döngü normal şekilde devam etmiştir. • LK/MJG-150: Test yükü içerisinde 12,3 cc ve üzerinde nem varlığında alarm vererek döngüyü iptal etmiştir. 12,3 cc’nin altındaki nem miktarları cihaz tarafından algılanmamış, sterilizasyon süreci devam etmiştir. Her iki cihaz için de yapılan test tekrarlarında tutarlı sonuçlar elde edilmiştir.

SONUÇ

Bu çalışma, sterilizatörlerin nem algılama eşikleri arasında yaklaşık altı katlık önemli bir fark olduğunu göstermektedir. Sterrad 100S cihazının 2,1 cc gibi düşük bir nem seviyesini tespit edebilmesi, riskli bir durumu erken aşamada engelleyebilme kapasitesinin daha yüksek olduğunu düşündürmektedir. Diğer yandan, LK/MJG-150 cihazının nem alarmı eşiğinin 12,3 cc olması, daha yüksek miktardaki nemin gözden kaçabileceği anlamına gelmektedir. Bu durum, özellikle yoğun çalışan ve aletlerin tam kurutulmasına yeterli zaman ayrılamayan sterilizasyon ünitelerinde bir risk faktörü oluşturabilir. Cihazın bu tolerans aralığı, üretici firmanın farklı bir sensör teknolojisi veya alarm algoritması kullanmasından kaynaklanıyor olabilir. Ancak 2,1 cc ile 12,3 cc arasındaki nem farkının sterilizasyon etkinliği üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri göz ardı edilmemelidir. Bu sonuçlar, sterilizasyon ünitelerindeki kalite kontrol süreçleri için önemli çıkarımlar sunmaktadır. Cihazların nem algılama kapasiteleri, kullanıcıların alet hazırlama ve kurutma protokollerine daha sıkı uymaları için bir gerekçe oluşturmaktadır. Ayrıca, yeni bir sterilizatör alımı sırasında, cihazın teknik özelliklerinin yanı sıra bu gibi güvenlik alarmlarının hassasiyetinin de sorgulanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu alanda farklı marka ve model cihazları kapsayan daha geniş kapsamlı çalışmaların yapılması önerilmektedir.