Ticari Defterlerin Sahibi Lehine Delil Olmasında Dayanak Belgelerin İbrazı


YILDIRIM H.

Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, no.2, pp.969-996, 2013 (National Refreed University Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Publication Date: 2013
  • Title of Journal : Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
  • Page Numbers: pp.969-996

Abstract

According to Turkish Commercial Code (TCC) Art. 18/1 commercial code keeping is an obligation for merchants. This matter is regulated detailed in TCC Art. 64 et. al. Abolished Turkish Commercial Code (N. 6762) Art. 82-86 which regulated “Evidence power of commercial books” have not taken into the Turkish Commercial Code (N. 6102). These provisions can be found with some differences in Civil Procedure Law (N. 6100) Art. 222 et. al. The necessity of submission of the documents which constitute the basis for commercial books when these books are used as evidences in favor of the owner is controversial. There is no explicit provision about this matter in the Code. According to an opinion in the doctrine when the documents which constitute the basis for commercial books are not existed these books cannot be used as evidences. According to a contrary opinion it is not appropriate to the letter and spirit of law subjecting evidence power of commercial books to this condition. In this study both of these two opinions are examined with decisions of the Supreme Court of Appeals and we came to a conclusion about this controversial matter.

Türk Ticaret Kanunu (TTK) m. 18/1 hükmü uyarınca tacirler açısından bir yükümlülük olarak belirlenen ticari defterlerin tutulması, TTK m. 64 vd. ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ispat kuvvetini” düzenleyen 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu (eTK) m. 82-86 hükümleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na alınmamış, bazı farklılıklar dışında, esas itibariyle paralel bir şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 222’de düzenlenmiştir. Ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılırken, bunların dayanağını teşkil eden belgelerin de ibrazının gerekip gerekmediği doktrinde tartışmalıdır. Kanunda bu hususta açık bir hüküm mevcut değildir. Doktrindeki bir görüşe göre, defter kayıtlarının dayanağı olan belgelerin mevcut olmaması halinde defterler delil olarak kullanılmazlar. Aksi görüşe göre defterlerin delil kuvvetini böyle bir şarta bağlamaya kanunun lafzı ve ruhu uygun değildir. Bu çalışmamızda her iki görüş de Yargıtay kararları ile birlikte ele alınarak, tartışmaya ilişkin bir değerlendirmeye yer verilmiştir.