ŞEFFAF PLAK TEDAVİSİ İLE SINIF I MALOKLÜZYONUN DÜZELTİLMESİ VE TME SEMPTOMLARININ REMİSYONU: BİYOMEKANİK VE NÖROMUSKÜLER BİR YAKLAŞIM


Creative Commons License

Kaş G., Yağcı A.

Nuh Naci Yazgan Üniversitesi 1. Uluslararası Diş Hekimliği Kongresi, Kayseri, Türkiye, 8 - 10 Mayıs 2026, ss.100, (Tam Metin Bildiri)

  • Yayın Türü: Bildiri / Tam Metin Bildiri
  • Basıldığı Şehir: Kayseri
  • Basıldığı Ülke: Türkiye
  • Sayfa Sayıları: ss.100
  • Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
  • Erciyes Üniversitesi Adresli: Evet

Özet

ŞEFFAF PLAK TEDAVİSİ İLE SINIF I MALOKLÜZYONUN DÜZELTİLMESİ VE TME SEMPTOMLARININ

REMİSYONU: BİYOMEKANİK VE NÖROMUSKÜLER BİR YAKLAŞIM

Gökhan Kaş1, Ahmet Yağcı1

¹Erciyes Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Ortodonti A.D., Kayseri

Amaç: Şeffaf plaklar maloklüzyonların tedavisinde estetik bir biyomekanik alternatif sunarken, oklüzal yüzeyleri kaplamaları nedeniyle

stomatognatik sistem üzerinde ikincil etkilere sahiptir. Bu olgu sunumunun amacı; Sınıf I maloklüzyon ve TME-kas ağrısı şikayeti

bulunan hastanın şeffaf plaklarla tedavisini ve sağlanan klinik iyileşmenin nöromusküler temellerini literatür desteğiyle sunmaktır.

Olgu: Üniversite sınavına hazırlanan 18 yaşındaki kadın hasta, anterior çapraşıklık şikayetiyle kliniğimize başvurmuştur. Ekstraoral

muayenede simetrik yüz ve konveks profil izlenmiştir. İntraoral değerlendirmede; bilateral Sınıf I molar ve Sınıf II kanin ilişkisi, 2 mm

overjet ve 3,5 mm overbite saptanmıştır. Yüz orta hattına göre; üst dental orta hattın 1,5 mm sola, alt dental orta hattın 0,5 mm sola

saptığı belirlenmiştir. Başlangıç sefalometrik analizde; iskeletsel Sınıf I yapı (ANB: 3,9°) ve normodiverjan büyüme modeli (SN-GoGn:

30,7°) olduğu saptanmıştır. Dental angülasyonlar incelendiğinde üst keserlerin (U1-PP: 115,5°) ve alt keserlerin (IMPA: 103,5°)

prokline konumlandığı belirlenmiştir.

Nöromusküler muayenede; bilateral TME bölgesinde palpasyon hassasiyeti izlenirken, masseter ve lateral pterygoid kaslarında hipertoni

saptanmıştır.

Tedavi Planlaması: Mevcut Sınıf I ilişkinin korunarak çapraşıklığın şeffaf plaklarla (Invisalign®) çözülmesi amaçlanmıştır. 12 plaklık

ClinCheck planlamasında; maksiller ve mandibular arkların transversal ekspansiyonu ve interproksimal redüksiyon (IPR) desteğiyle

hizalamanın sağlanması, artmış keser açılarının ideal sınırlara regülasyonu hedeflenmiştir. İstenen nöromusküler kazanım; alignerların

1,5 mm'lik kalınlığının sağladığı fonksiyonel splint etkisinin, proprioseptif kilitlenmeyi aşarak TME hassasiyeti ve kas spazmını

hafifletmesidir.

Revizyon Planlaması: Revizyon klinik değerlendirmesinde, şeffaf plak limitasyonu olarak ark ekspansiyonuna sekonder posterior tork

kaybı izlenmiş; sağ mandibular posterior dişlerde bukkal tipping saptanmıştır. İdeal bukkolingual inklinasyonu sağlamak amacıyla 11

plaklık revizyonla ilgili posterior dişlere lingual kök torku ilave edilerek posterior settling sağlanmış ve stomatognatik sistemi

destekleyen stabil oklüzyonla tedavi başarıyla sonlandırılmıştır.

Bulgular:

Sefalometrik Bulgular: 28 haftalık tedavi sonucunda; maloklüzyon çözülerek ideal ark formu elde edilmiştir. Sınıf II kanin ilişkisi

düzeltilerek; Sınıf I molar ve kanin ilişkisi sağlanmış; overjet ve overbite ideal 2-3 mm değerlerine ulaşmıştır. Tedavi sonu sefalometrik

değerlendirmede, dişsel düzelmelerin biyolojik ve iskeletsel sınırlar içinde kaldığı gözlenmiştir. Prokline olan kesici diş

inklinasyonlarında planlanan düzeyde değişim sağlanarak; üst keser açısı U1-PP 108,3°'ye, alt keser açısı IMPA 99,6°'ye

konumlandırılmıştır.

Biyomekanik Bulgular: Sağ mandibular posteriorda oklüzal interferanslara yol açan bukkal tipping, 11 plaklık revizyon süreciyle

kompanze edilmiştir. İdeal bukkolingual inklinasyonlar sağlanarak, stomatognatik sistemi destekleyen stabil ve fonksiyonel oklüzal

interdigitasyon elde edilmiştir.

Nöromusküler Bulgular: Sekonder kazanım nöromusküler düzeyde izlenmiştir. Şeffaf plakların fonksiyonel oklüzal splint etkisiyle;

bilateral TME hassasiyeti ve kaslardaki hipertoni tablosu, ek müdahaleye gerek kalmaksızın giderilmiştir. Hastanın subjektif beyanı

doğrultusunda; üniversite sınav stresinin yoğun olduğu dönemlerde dahi düzenli plak kullanımının bruksizmin yıkıcı etkilerini

sönümlediği ve semptomların başarılı şekilde kontrol altında tutulduğu rapor edilmiştir. Aktif tedavi sonlandırılarak, 6 aylık periyodik

kontrolleri içeren retansiyon aşamasına geçilmiştir.

Sonuçlar: Bu olgu; şeffaf plak tedavisinin, doğru biyomekanik stratejilerle yönetildiğinde sunduğu çift yönlü klinik başarıyı ortaya

koymaktadır. Klinisyenin proaktif yaklaşımıyla bir yandan ideal hizalanma ve stabil bir oklüzyon inşa edilirken; diğer yandan plakların

oluşturduğu fonksiyonel etkiyle eklem sağlığı rehabilite edilmiştir. Bu tablo, şeffaf plakların yalnızca hizalama aracı değil, ortodontik ve

nöromusküler kazanımları birleştiren bütüncül bir tedavi konsepti olduğunu göstermektedir.

Anahtar Kelimeler: Şeffaf Plak, Sınıf I Maloklüzyon, Temporomandibular Eklem Bozuklukları, Bruksizm