Antropolojik Karar Kavşağı’nda Haysiyet, Haklar ve Hukuk Felsefesi, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 2 / 8


Creative Commons License

Brugger W., İMAMOĞLU M. I.

Other, pp.90-108, 2009

  • Publication Type: Other Publication / Other
  • Publication Date: 2009
  • Page Numbers: pp.90-108

Abstract

Abstract

Human action can be divided up roughly into two categories: routine actions or “easy cases” in which all impulses and considerations point in the same direction; and problematic actions or “hard cases” in which these impulses and arguments point in different directions. Then the actor has “to bear the cross” of decision-making. The article concentrates on these hard cases which lead to a “decisional cross” for the agent. The decisional cross provides a map of decisionmaking in hard cases; it provides binoculars with built-in crosshairs, displaying the vertical and horizontal lines within the horizon of socialization, interaction and enculturation. On first inspection the “decisional cross” only reveals an awkward predicament, a problem, not a solution for decisions regarding the task of leading a good life, either individually or collectively. On closer inspection it is possible to develop a systematic anthropology of human action that helps orient the actor toward leading an individual life as well as to orient collective actors and organizations, be it companies, legal systems, nation states or supranational entities. If we are crossed with a difficult decision, the ego or self stands at the crux of operating impulses coming “from below” and “from above.” The horizontal and vertical axes of consideration cross one another with two energized poles each— thus equaling four decisional perspectives in total. Visually and metaphorically speaking, in the here and now of a problematic decision, on the horizontal axis of the cross of decisionmaking the past - one’s former life experiences and biography - pushes from behind and the future pushes from in front in order to gain consideration amongst the options for a plan of action. The Id is our animalistic nature pressuring the ego “from below,” representing our most basic human needs and their desire for satisfaction. The norms and ideals of what is beautiful, good, just, and transcendent, herald “from above,” visually and metaphorically speaking. Motives and arguments pull at us from all four directions. The four perspectives in hard cases are poised against and contradict each other, but even within each perspective conflicts can arise. A “good shot” or a worthwhile decision has to find the crossing point of the four modes of reflection – only there we expect the “right fit” of the decision to be made by this person in this situation.

Key Words: Anthropology, human nature, human dignity, human rights, fundamental rights, legal philosophy, legal interpretation, natural law.

Özet

İnsan eylemi, kabaca iki kısıma ayrılabilir: (1) Gündelik/sıradan eylemler; diğer bir deyişle, konuyla ilgili olarak elimizde bulunan her türlü verinin ve yaptığımız her türlü hesabın bize aynı istikameti gösterdiği “basit meseleler”.      (2) Problemli/müşkül eylemler, yani elimizdeki verilerin ve zihnimizdeki gerekçelerin bize farklı farklı yönleri gösterdiği “zor meseleler”. Bu gibi durumlarda kişi, vereceği kararların ağırlığını omuzlarında hisseder ve kendisinin bir karar kavşağında bulunduğunu fark eder. Bu makale, daha ziyade bu neviden zor meselelerle karşı karşıya kaldığında kişinin nasıl bir sistematik dahilinde karar verip, eylemde bulunması gerektiği hususunu konu edinmektedir. Antropolojik Karar Kavşağı Teorisi, hem bireysel hayatın tanziminde, hem de toplumsal eylemlerin düzenlenmesinde nazara alınabilecek, insan eylemine dair sistematik bir izah sunar. Buna göre her insan, zor bir kararın arefesinde bulunduğu zamanlarda kendisini yatay ve dikey eksenleri bulununan bir karar kavşağının orta noktasında hisseder. Yatay eksen üzerinde, insanın “geri”sinde “geçmis zaman” (kişinin o ana kadarki hayatı, tecrübeleri vs.) ve “ileri”sinde “gelecek zaman”; dikey eksen üzerinde ise insanın “yukarı”sında „idealler/değerler/yüksek fikirler” ve “aşağı”sında  „temel ihtiyaçlar“ bulunur. İnsan önemli bir karar vereceği zaman, bu yönlerin her birisinden gelen ve kararına etki etmeye çalışan, fakat yerine göre birbirleriyle çatışma ve hatta belki de çelişki halinde bulunan farklı telkinlere maruz kalır. İsabetli bir karar alabilmek ve başarılı bir eylemde bulunabilmek için gerekli olan, somut olayda belirili bir istikamet ya da mülâhaza yönünde kararını vermeden önce, her dört ciheti de dikkate almak, bunları en iyi bir şekilde birbirleriyle irtibatlandırmaya ve her dört cihetin de çakıştığı ortak noktayı bulmaya çalışmaktır. Sürekli olarak bir ya da birden fazla cihetin gözardı edildiği kararlar ise, insan davranışlarının çok boyutlu bir değerlendirmesini yapmayı ihmal ettiklerinden dolayı isabetli değildir. Karar Kavşağı’nın, münferit fertler için geliştirilmiş olan bu tahlil/analiz edici niteliği, firmalardan hukuk düzenlerine, devletlerden devletlerüstü yapılanmalara kadar diğer her türlü teşekkül için de nisbî olarak geçerlidir. Bu keyfiyetin doğru anlaşılması, bir yandan insan haysiyeti, temel haklar ve insan hakları kavramlarının felsefî olarak temellendirilmesinde, diğer yandan ise hukukun ve siyasetin insan tabiatına uygun bir şekilde yorumlanıp yapılandırılmasında bize yardımcı olur.

Anahtar kelimeler: Antropoloji, insan tabiatı, insan haysiyeti, insan hakları, temel haklar, hukuk felsefesi, hukuk metodolojisi, tabiî hukuk.