Bu bildiri, ailesi mütedeyyin
gençlerin aile dışı gündelik yaşamlarında dindar kimliklerini gizlemesini ele
almaktadır. Araştırma konusunun
günümüzde örüntüleşmiş bir fenomen olduğu gözlemlense de literatürde doğrudan
konuyla ilgili bir çalışma yer almamaktadır. Araştırmanın amacı, ailesi
mütedeyyin gençlerin aile dışı gündelik yaşamlarında dindar kimliklerini
gizleme nedenlerini, onların bu konudaki tecrübe ve düşüncelerini anlamaktır.
Anlamaya dönük amaç, çalışmanın odağındaki gençlerin bakış açılarının ve
tecrübelerinin çözümlenmesini gerektirmektedir. Bu gereklilik, araştırmada
kullanılan metot ve yöntemin belirlenmesinde etkili olmuştur. Bu doğrultuda
araştırmada anlayıcı-yorumlayıcı sosyal bilim metoduna dayalı nitel araştırma
yöntemi kullanılmıştır. Anlayıcı-yorumlayıcı yaklaşım, insanların gündelik
yaşamlarında anlamları nasıl oluşturduklarını, neyin anlamlı ya da önemli
olduğunu incelemeyi amaçlaması nedeniyle tercih edilmiştir. Araştırmanın metot
ve yönteminde dikkat edilen hususlar, araştırma deseni seçilirken de göz önünde
bulundurulmuş; farkında olunan ancak derinlemesine bilgiye ihtiyaç duyulan
olgulara odaklanan fenomenoloji deseni tercih edilmiştir. Araştırmanın
örneklemini ailesi mütedeyyin olan dindar kimliğe sahip gençler
oluşturmaktadır. Katılımcılar iki örneklem yöntemi kullanılarak belirlenmiştir.
İlk olarak katılımcılara ulaşmak için amaca yönelik örnekleme yönteminin
kullanılmasına karar verilmiştir. Amaca yönelik örneklem yönteminin tercih
sebebi, dindar kimliğin gizlenme olgusunun dışarıdan bir gözle rahatlıkla
tespit edilemeyeceği düşüncesidir. Bu nedenle, ailesi mütedeyyin olan ve
gündelik yaşamında dindar kimliğini gizlediği düşünülen gençlerle ön görüşmeler
yapılarak örneklem havuzu oluşturulmuştur. Araştırmada yer alan bir diğer örneklem
yöntemi ise kartopu örnekleme modelidir. Kartopu örneklem modeli araştırmaya
katılan kişilerden hareketle dindar kimliğini gizlediği düşünülen gençlere daha
kolay şekilde ulaşma amacıyla tercih edilmiştir. Örneklem oluşturulurken
katılımcıların on sekiz ila otuz yaş aralığında ve ailesiyle birlikte yaşıyor
olmaları kriter olarak belirlenmiştir. Veriler, Nisan-Temmuz 2023 tarihleri
arasında 19 katılımcıyla gerçekleştirilen mülakatlardan elde edilmiştir.
Veriler, yorumlayıcı-anlayıcı sosyolojik perspektifi temelinde MAXQDA programı
kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın bulguları, gençlerin aile çevresi
dışında kalan sosyal ortamlarda kavramsallaştırdığı anlamda stratejilere
karşılık gündelik yaşamda taktikler geliştirdikleri görülmüştür. Çalışmada
gençlerin çeşitli kaygılar nedeniyle dindar kimliklerini gizlediklerini ortaya
koymaktadır. Bu kaygılar arasında İslam’ın gericilik ve geçmişle
özdeşleştirilmesi, ötekileştirme ve dışlanma korkusu, damgalanma ya da belirli
kalıplarla özdeşleştirilme endişesi, anlaşılmama riski ve temsil sorumluluğuna
dair hassasiyetler öne çıkmaktadır. Gençlerin dindar kimliklerini görünmez
kılmak amacıyla benimsedikleri bu pratikler, "dindar kimliğin seküler
maskeleri" kavramsallaştırmasıyla açıklanmaktadır. Gençler, Erving
Goffman’ın kavramsallaştırması bağlamında sahne önünü teşkil eden arkadaş
çevreleri gibi muhtelif yerlerde seküler maske takmaktadır. Ancak sahne
arkasına geçildiğinde seküler maskeler çıkarılmaktadır. Dolayısıyla dindar
kimliğin seküler maskeleri, Michel de Certeau’nun kavramsallaştırması
çerçevesinde stratejiler karşısında geliştirilen taktikleri ifade etmektedir.
Stratejiler, gençlerin arkadaş ortamlarında etkileşimleri sırasında ortaya
çıkan endişelerini oluşturmaktadır. Bu endişeler karşısında takınan seküler
maskeler ise taktik olarak karşımıza çıkmaktadır.
This paper addresses
the issue of religious young people concealing their religious identity in
their daily lives outside the family. Although it is observed that the research
topic is a patterned phenomenon today, there is no study directly related to
the subject in the literature. The aim of the research is to understand the
reasons why young people whose families are religious conceal their religious
identities in their daily lives outside the family and their experiences and
thoughts on this issue. The purpose of understanding requires analysing the
perspectives and experiences of the young people at the focus of the study.
This requirement has influenced the determination of the method and technique
used in the research. In this regard, a qualitative research method based on
the interpretive social science method was used in the research. The
interpretive approach was preferred because it aims to examine how people
construct meanings in their everyday lives and what is meaningful or important
to them. The issues considered in the research method and approach were also
taken into account when selecting the research design; the phenomenological
design, which focuses on phenomena that are known but require in-depth
knowledge, was preferred. The sample of the research consists of young people
with a religious identity whose families are devout. Participants were
determined using two sampling methods. First, it was decided to use purposive
sampling to reach the participants. The reason for choosing purposive sampling
was the belief that the phenomenon of concealing religious identity cannot be
easily detected by an outside observer. Therefore, preliminary interviews were
conducted with young people whose families are religious and who are thought to
conceal their religious identity in their everyday lives, and a sample pool was
created. Another sampling method used in the study was the snowball sampling
model. The snowball sampling model was preferred in order to more easily reach
young people who were thought to conceal their religious identity, based on the
people who participated in the study. When creating the sample, the criteria
were set as participants being between the ages of 18 and 30 and living with
their families. The data were obtained from interviews conducted with 19
participants between April and July 2023. The data were analysed using the
MAXQDA programme based on an interpretive-understanding sociological
perspective. The findings of the study reveal that young people conceal their
religious identity in social environments outside their family circle due to
various concerns. These concerns include the association of Islam with
backwardness and the past, fear of marginalisation and exclusion, anxiety about
being stigmatised or associated with certain stereotypes, the risk of being
misunderstood, and sensitivity regarding the responsibility of representation.
In response to these concerns, young people have developed tactics in their
everyday lives, as conceptualised by Michel de Certeau. The study explains
these practices, which young people adopt to make their religious identities
invisible, with the conceptualisation of ‘secular masks of religious identity.’
Young people wear secular masks in various places, such as their circle of
friends, which constitute the front stage in Goffman's terminology, but when
they go behind the scenes, they take off their secular masks. Thus, the secular
masks of religious identity represent tactics developed in response to
strategies in de Certeau's sense. Strategies create anxieties that arise during
young people's interactions in their peer groups; in response to these
anxieties, secular masks emerge as tactics.