Reality or Rhetoric? Institutionalistic Shadows of Liberal Discourse on Fiscal Discipline, Transparency and Accountability in Turkey


AKBEY F.

”, International Multidisciplinary Conference by International Journal of Arts & Sciences, Boston (Cambridge-Harvard), Amerika Birleşik Devletleri, 26 - 30 Mayıs 2013, ss.259-261

  • Basıldığı Şehir: Boston (Cambridge-Harvard)
  • Basıldığı Ülke: Amerika Birleşik Devletleri
  • Sayfa Sayıları: ss.259-261

Özet

12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra Türk milliyetçileri kendilerini meşhur “biz içerde fikrimiz iktidarda” söylemiyle savunmuşlar ve bu söylem sonraları siyaset biliminde kendisine tartışma alanı bulmuştur. İlginç ve ironik olarak kurumcu (veya kurumsal) iktisat olarak adlandırılan iktisadi yaklaşımın da Türk milliyetçilerinin karşı karşıya kaldıklarına inandıkları duruma çok benzer bir yazgıya sahip olmasıdır. Ekonomi tarihine evrim geçirmekte olan bir organizma olarak bakıldığında görülmektedir ki her ne kadar eksik değerlendirilip çok az ilgi görse de kurumcu iktisat, Marxist iktisat veya yapısalcı iktisadi tahliller düzeyinde çokça eleştirilen bir  konumda değildir (yani hapiste değildir!). Buna karşılık kurumcu iktisadın ekonomik tedbir ve pratikleri her zaman iktidarda olmuştur. Bu bağlamda, dünya ekonomisinin farklı dönemlerde ihtiyaca göre merkantilist, liberal, Keynesyen veya neo-liberal biçimlerde işletilmesi, onun kurumcu karakterine delalet eder. Bu hikaye, bize, iki tamamlayıcı kurum olarak devlet ve piyasanın ekonomik süreçlerde farklı ağırlıklarla dominant olabileceğini göstermektedir. Biz bunu “kurumcu akıllı seçim” olarak adlandırıyoruz ve bu da post-1980 dönemi de dahil olmak üzere iktisadi çevrimlerin doğasına işaret etmektedir. Bu neo-liberal süreç, kurumcu mekanizmanın Keynesyen biçimini yeniden liberalizasyonuna yönelik vurguları da beraberinde getirmiştir. Mali disiplin, şeffaflık ve hesap verilebilirlik de bu neo-liberal süreç tarafından getirilen unsurlardır ve çağdaş ekonominin kamu ekonomisine yönelik en önemli ayaklarını oluştururlar. Bu başlıklar “sistem” için hayatidir, çünkü genel geçer iktisadi algıya göre bunların yokluğunda, iyi işleyen bir kamu sektörüne eşlik eden etkin bir piyasa ekonomisinden de söz edilemez. Bu gerçeklik Türk ekonomisi ve üyelerinin sıklıkla iktisadi duruşlarını “liberal” olarak tanımladıkları Türk Hükümeti için de geçerlidir. Hükümet yetkilileri de buna paralel olarak, özellikle Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun kabul edilmesinden buyana (2004 sonrası), mali disiplini her seferinde sıklıkla vurgulamıştır. Kavram zaten Kanun metninde de pozitif anlamıyla vurgulanmıştır. Bu Kanun ile birlikte Türkiye, kamu bütçe sistemini, bütçe süreçlerini ve öncül metinler ile ekli cetvelleri ve ayrıca mali denetim yapısını değiştirmiştir. Bu değişiklikler Türkiye ekonomisinin daha liberal bir mali yapıya doğru gittiğini mi göstermektedir? Yukarıda bahsettiğimiz kurumcu değerlendirme çerçevesinde yanıtımız, gerek küresel dünya ekonomisi gerekse Türkiye için “kesinlikle hayır” olacaktır. Bu bağlamda, bu çalışmada öncelikle son finansal krizi de içerecek biçimde sistemin birikimci ve yeniden dağıtıcı çevrimleri yeniden analiz edilerek dünya ekonomisinin kurumcu karakteristiği ortaya çıkarılmıştır. Bu çabaya yönelik olarak merkez ekonomileri olarak adlandırılan ABD, İngiltere ve Japonya’nın kalkınma süreçleri incelenecek ve ardından bunların ışığında özellikle 1980 sonrası dönemdeki Türk deneyimi ele alınmıştır. Mevcut Türk Hükümetinin liberal ekonomiye, mali disipline vs. yönelik tekrar eden vurgularına ise çalışmada özel önem atfedilmiştir. Buna karşılık (kurumcu akıllı seçim çerçevesinde) Türkiye’deki mali mevzuatın yanı sıra parasal ve mali yönetimlere ait pratiklerde gizlenmiş olan devletçilik ortaya konmuştur. Sonuçta gerek dünya gerekse Türk ekonomisi ile ilgili yine aynı gerçekliğe ulaşılmıştır ki bu da hegamonik söylemin konjonktüre göre liberal veya devletçi olabileceği, ancak ilginç bir biçimde, iktisadi ruhun veya genel mekanizmanın kurumcu olduğudur.

After 12 September (1980) coup d’etat in Turkey, Turkish nationalists had often reiterated a well known rhetoric which used to express that “our ideas are in power while we are in prison”. Ironically they were right. Incredibile dictu so called “institutional economy” as a perspective, has a very similar fate like them. Of course the institutional economy wasn’t/isn’t in prison (so ever it may has been under-evaluated or under-recognized), however economic measures and practices that it comprised have always been in power when we look at the history of economics as an evolving body. In this sense, we argue that, its being operated in mercantilist, liberal, Keynesian or neo-liberal styles through different time periods on need, proves the native institutional character of the world economy. This story tells us that, if it is required, market or state as two complementary institutions, may be dominant with differentiated weights throughout economic processes. We called this as “institutional smart choice”, which in extenso implies economic cycles including post-1980 neo-liberal transformation. This neo-liberal process has brought re-liberalizing emphasizes on Keynesian style of the institutionalist mechanism. Fiscal discipline, transparency and accountability are some of the main pillars in the contemporary economy and  public finance approach brought by this new liberal era. These topics are very  crucial for the system, because in the absence of them, we can’t talk about an effective market economy along with a good working public sector in terms of mainstream economic perception. That reality is also valid for Turkish economy and for the Government those cabinet members of which frequently define their economic position as “liberal”. Accordingly, after coming to in power, especially subsequent to the enactment of Public Financial Administration and Control Code (2004 onwards), the Government has often laid emphasize on fiscal discipline at every turn. The term has also been emphasized and glorified within The Code. By that Code; Turkey has changed her budgetary system, budgetary processes, prerequisite texts before budget law and audit structure as well. Do these changes mean that Turkey is going under a more liberal economic and fiscal/financial structure? Due to the institutional evaluation above, for us, the answer is “definitely not” (both for Turkey and globally for the world economy). In this regard, within the study, at first we pulled out the institutionalist spirit of the world economy via briefly re-analyzing the accumulative and redistributive cycles of the system including the last financial crisis. In the wake of this endeavor we looked at processes and practices in some so called core economies as U.S.A, Japan and U.K. In the light of these analyses then, we scrutinized Turkish experience, especially by monitoring post-1980 period. We gave a special importance to current Turkish Government’s repetitive emphasize on “liberal” economy, fiscal discipline et cætera. Nevertheless, we exhibited etatism (in terms of institutional smart choice)embedded throughout fiscal/financial legislation in addition to the practices implemented by monetary and fiscal administrations. Again we encountered the reality that regarding either Turkish or the world economy; the hegemonic discourse may be etatist or liberal conjuncturally, but interestingly the spirit or the general mechanism is institutional.