Tez Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Veteriner Fakültesi, Zootekni ve Hayvan Besleme, Türkiye
Tez Danışmanı: Bilal Akyüz
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: Türkçe
Desteklendiği Program: Diğer
Özet:
Gelecekte dogal kaynaklarda azalma ve küresel ısınma sebebiyle entansif hayvan
yetistiriciliginden ekstansif hayvan yetistiriciligine dogru yönelim olacagı
düsünülmektedir. Dolayısıyla ekstansif hayvancılıgın sürdürülmesi için yasadıgı
bölgelere adapte, olumsuz çevre kosullarına dayanıklı ve hastalıklara dirençli yerli
hayvan ırklarının önemi giderek artacaktır. Bu çalısmada Akkaraman ırkı kuzulara
bagısıklık sistemini uyaran Lipoteikoik asit (LTA, 50 μg/kg), Lipopolisakkarit (LPS, 20
μg/kg) ile LTA-LPS karısımı (50 μg/kg + 20 μg/kg) ve PBS (kontrol, 250 μl) intranazal
yolla uygulanmıstır. Aynı bakım ve besleme sartlarında bulunan toplam 28 bas
Akkaraman ırkı (üç aylık) kuzu LTA (n=7), LPS (n=7), LTA+LPS (n=7) ve kontrol
grubu (n=7) olacak sekilde dört gruba ayrılmıstır. Uygulama sonrası 24. saat ve 7.
günde izole edilen periferal tek çekirdekli kan hücrelerinde (Peripheral blood
mononuclear cells, PBMC) immun yanıtın olusumunda görev alan TLR2, TLR4,
MyD88, TRAF6, TNF-, IL-1ß, IL-6, IL-10, NF-ß, IFN genlerinin ve house-keeping
genlerden GAPDH ve ß-actin’e göre ekspresyon farklılıklarının incelenmesi
hedeflenmistir. Yapılan qRT-PCR analizi sonucunda; 24. saatte izole edilen PBMC
hücrelerine ait mRNA ekspresyon analizinde tüm gruplarda TLR2 [LPS (P<0.05) ve
LTA+LPS (P<0.01)] TLR4 [LTA+LPS (P<0.05)], TNF-, IL-10 [LTA+LPS (P<0.05)]
ve IFN genlerine ait ekspresyon verilerinde artıs belirlenirken bu genlerin 7. gün
ekspresyon seviyelerinde azalıs gözlenmistir. Elde edilen sonuçlara göre Akkaraman
ırkı kuzularda intranazal yolla uygulanan LTA ve LPS dozlarının ayrı ayrı ve bir arada
uygulanmasının özellikle TLR2 ve TLR4 gen ekspresyonunda 24. saatte artıs sagladıgı
dolayısıyla planlanan in vivo deneysel uygulamanın koyun PBMC’lerini basarılı bir
sekilde etkinlestirdigi belirlenmistir. Koyun ırkları arasında hastalıklara dirençliligin
belirlenmesi için farklı ırkların çalısıldıgı daha fazla çalısmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Yapılan deneysel uygulama dozları farmakoloji ve mikrobiyoloji alanlarında
planlanacak in vivo ve in vitro ilaç ve ası gelistirilmesi çalısmalarına yardımcı
olabilecektir. Ayrıca elde edilen sonuçlara göre hem çiftlik hayvanlarında görülen
solunum sistemi enfeksiyöz hastalıkları yönünden hem de koyunun biyomodel hayvan
olması bakımından insan ile ilgili planlanacak çalısmalara da katkı saglayabilecegi
sonucuna varılmıstır.