Matematik öğretmeni adaylarının yeni nesil soru kavramına yönelik metaforik algılarının belirlenmesi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Erciyes Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, MATEMATİK VE FEN BİLİMLERİ EĞİTİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: İREMNUR EMİROĞLU
Danışman: FATMA BERNA BENLİ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:2018 yılında gerçekleşen sınav sistemi değişikliği, Türkiye'deki ortaöğretime geçiş sürecinde dönüm noktası olmuştur. Bu değişiklikle birlikte Liselere Giriş Sınavı (LGS) uygulamaya konulmuştur ve bu sınav beceri temelli soruları içermektedir. Bu tür sorular, resmi olarak beceri temelli sorular olarak adlandırılsa da genel olarak halk arasında "yeni nesil sorular" olarak anılmaktadır. Bu çalışmanın amacı ilköğretim matematik öğretmen adaylarının "yeni nesil soru" kavramına yönelik algılarını incelemek olarak belirlenmiştir. Araştırmada öğretmen adaylarının bu kavrama yükledikleri anlamlar metaforlar aracılığıyla belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda 2024-2025 eğitim öğretim yılında eğitim fakültelerinde İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünde 4.sınıfta öğrenim görmekte olan 381 öğrenciye temel sorusu "Yeni nesil soru…….gibidir/benzerdir. Çünkü……." olan anket uygulanmıştır. Uygulanan anketlerden 36 anket elendikten sonra 345 ilköğretim matematik öğretmeni adayı yeni nesil soru kavramına yönelik 220 farklı metafor geliştirmiştir. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni tercih edilmiştir. Çalışma grubu ise amaçlı örnekleme yöntemlerinden ölçüt örnekleme ile belirlenmiştir. Araştırma kapsamında elde edilen verilerin analizinde ilk olarak bütün katılımcı yanıtları kodlanmıştır. Kodlanan bu veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Daha sonra elde edilen veriler metafor cümlelerindeki gerekçe bölümlerine göre kategorilere ayrılmıştır. Sonuç olarak elde edilen 18 farklı kavramsal kategori ilköğretim matematik öğretmen adaylarının yeni nesil soru kavramını sadece birer matematik problemi olarak değil; bilişsel, duyuşsal ve gerçek yaşamla ilgili çok boyutlu bir olgu olarak tanımladıklarını göstermektedir.